Neoliberalleşmenin Yerel Dinamikleri: Ölçek Literatürü ile Gaziantep ve Diyarbakır’ı Anlamak

Cuma, Kasım 21, 2014 - 16:00
Konferanslar, Seminerler, Atölye Çalışmaları
Sosyal Politika Forumu
Ayşe Seda Yüksel (Central European University, Sociology and Social Anthropology)

Bu çalışma düşük yoğunluklu savaşın şekillendirdiği iki kentten, Diyarbakır ve Gaziantep, hareketle Türkiye’deki neoliberal politikaların kent mekanı ve yerellikler üzerindeki etkisini ele alıyor. 1980 sonrası Türkiye’deki kapitalist gelişme, sadece yerellikleri yeniden ölçeklendirerek parçalı bir coğrafya algısı yaratmadı, aynı zamanda yerelliklerin kurulma süreçlerini ve aidiyet biçimlerini de ciddi bir şekilde dönüştürdü. Kent yönetiminin artan bir ivmeyle girişimci modellerle şekillenmeye başlaması, mega projeler, soylulaştırma mekanizmaları ile “yaşanacak kentler” yaratma çabası ve bütün bunlara eşlik eden ekonomik gelişmenin temel aktörlerini tanımlamada yaşanan kırılmalar yerel ekonomik elitlerin kentle ve kentteki diğer sınıflarla kurdukları ilişkileri de derinden etkiledi. Bu çalışmada, ihracat-temelli-gelişme ve kültür-temelli-gelişme modellerinde kent içindeki sermayedar sınıfın kent imajı ve kent girişimciliği rejimlerine müdahaleleri, yerel siyaset dinamiklerine eklemlenme biçimleri ve “ölçek atlamak” için kullandıkları stratejiler tartışılıyor. Türkiye’de 1990’larla birlikte ortaya çıkan yeni ekonomik topografya nasıl tanımlanabilir? Türkiye’deki neoliberal dönüşüme eşlik eden siyasi iklim yerel siyaset dinamiklerini nasıl dönüştürdü? Yerel sermayenin ulus-üstü ve bölgesel aktörlerle ilişkilenmesinde ve yerel siyaset dinamikleri içinde kendini konumlandırmasında hangi söylemler ve referanslar yer alıyor? Ölçek literatürü ve yaklaşımı bu tabloyu anlamamız için gerekli ve yeterli midir? Çalışmanın ikinci bölümü ise, kent girişimciliği üzerinden şekillenen bu analizi düşük yoğunluklu savaş ve göç gibi makro süreçlerin içine yerleştiriyor. Savaş ve çatışma yerel sermayenin “ölçek atlama” stratejilerine ne şekillerde etki etmiştir ve yereldeki güç ilişkilerini ne şekillerde dönüştürmüştür? Savaş ve çatışmaların neoliberalleşmeyi kesintiye uğratmaktan çok alternatif kar, zenginlik ve güç sistemleri yarattığını ve dolayısıyla yerel sermayenin özdeşleşme ve aidiyet söylemlerini dönüştürdüğünü iddia edebilir miyiz?