Türkiye'de Toplumsal Cinsiyet ve Sosyal Politika: Pozitif Ayrımcılık Mı, Yoksa Kadınlar İçin İkinci Sınıf Vatandaşlık Mı?

Yazar: 
Azer Kılıç
Program Bilgisi: 
Boğaziçi Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
Mezuniyet Yılı: 
2006
Tez Danışmanı: 
Ayşe Buğra
Özet: 
Türkiye'de Toplumsal Cinsiyet ve Sosyal Politika: Pozitif Ayrımcılık Mı, Yoksa Kadınlar İçin İkinci Sınıf Vatandaşlık Mı?
Açıklama: 

Bu tez, Türkiye’de sosyal güvenlik ve çalisma hayatina iliskin düzenlemelerin toplumsal cinsiyet temelindeki uygulamalarini incelemektedir. Mevzuatta görülen normatif degisikliklere ve siyasi seçkinlerin yasama sürecindeki ilgili söylemlerine odaklanarak söz konusu cinsiyetlendirilmis politikalarin modern Türkiye tarihi boyunca gelisiminin izi sürülmektedir. Tez, bu politika ve söylemlerin isaret ettigi toplumsal cinsiyet rolleri, aile yapisi, ebeveyn sorumlulugu, cinsiyete dayali is bölümü vb. üzerine kavramlara ve varsayimlara bakarak söz konusu politikalarin temelindeki toplumsal cinsiyet norm ve iliskilerini incelemeyi amaçlamaktadir. Bu tahlil tezin temel sorusu etrafinda sekillenmektedir: kadinlara saglanan söz konusu özel haklar ve “korumalar” belirli ihtiyaçlari karsilamaya ve dezavantajlari telafi etmeye yönelik ve dolayisiyla kadinlarin topluma esit katilimini kolaylastiracak bir pozitif ayrimcilik örnegi midir; yoksa, ihtiyaçlari cinsiyetlendirerek tanimlayan ve toplumsal cinsiyet adaletsizliklerini yaratan temeldeki toplumsal cinsiyet norm ve iliskilerini güçlendirmekte ve kadinlar için ikinci sinif bir vatandasliga mi yol açmaktadir? Sonuç itibariyle, söylemlerin çesitliligine ve politika alaninin genisligine ragmen, bunlarin temelindeki hakim varsayim ve ilkelerin kadinlari özel korumaya ve ihsana ihtiyaç duyan, nispeten zayif ve savunmasiz bir grup olarak temsil ettigi ve onlari “muhtaç” olarak damgaladigi görülmektedir. Düzenlemeler kadinlari geleneksel toplumsal cinsiyet rollerine hapsedip, aileye bagimliligi ve gerek ev içinde gerekse emek piyasasinda cinsiyete dayali is bölümünü güçlendirmeye yöneliktir. Öte yandan, son dönemde mevcut toplumsal cinsiyet iliskilerinin dönüstürülmesi açisindan umut verici olarak degerlendirilebilecek bir takim normatif degisiklikler de gözlemlenmektedir.